LELEG UYGARLIĞI’NIN MERKEZİ
PEDASA ANTİK KENTİ KAZILARI ve ARKEOLOJİ PARKI PROJESİ
Kazının Amacı
Karların ataları olarak kabul edilen Lelegler ve Leleg
yerleşmelerinin varlığı yaklaşık iki asırdır bilinmesine karşın, kapsamlı kazı
çalışmalarının olmayışı ve verilerin daha çok kısıtlı yüzey araştırması
sonuçlarına dayanması nedeniyle bugün hala aydınlığa kavuşturulmamış sorunlarla
karşı karşıyayız. Gerek Karya dip tarihi ve gerekse Kar-Leleg sorunlarını
çözmeye yönelik araştırmalarımız bizi Pedasa’ya yönlendirmiştir. Pedasa salt
territoriumunun genişliği ile değil, zengin ve çoğu ayakta kalmış tümülüsleri ve
iyi korunmuş akropolü ile de tüm Leleg yerleşmeleri içinde erken tarihe giden
yoğun bir malzeme içermesi ile de önemlidir.
Altı yıldır aralıksız yürüttüğümüz yüzey araştırmaları
ardından öncelikli amacımız bugüne dek sadece sınırlı yüzey araştırmalarına
dayalı kısıtlı bilgilerle tanıdığımız Leleg uygarlığını ve onların en eski ve en
önemli kalıntılarını barındıran Pedasa’da gerçekleştirilecek kapsamlı kazı
çalışmaları ile araştırmak ve çalışma sonuçlarını bilim dünyasına tanıtmak, bu
yolla Anadolu arkeolojisinin karanlıkta kalan en önemli sorunlarından birinin
aydınlanmasına katkı sağlamaktır..
Pedasa’nın gelecek nesillere aktarılması ve yöre
kültür turizminin canlandırılması, öncelikli yapı ve kalıntıların
restorasyonunun finanse edilmesine yönelik başta arkeolog ve diğer uzman
gruplar yönetiminde ziyaretçilerin günlük ve haftalık periyotlarla
eğitilerek, sergileme ve arkeolojik çalışmalara dolaylı ya da doğrudan
katılımlarını sağlamak ve bu yolla elde edilecek gelirle antik kentin
araştırma, restorasyon, korunması ve yöre halkının bundan gelir elde
edebileceği hobi arkeolojisi ve arkeoloji parkı işletme modelini tasarlamak
ve uygulamak amacıyla da kazı çalışması ön görülmektedir.
Bu proje alt çalışmalarla bireysel ve Sivil Toplum
Kuruluşları (STK) katılımcıları ile süreç içinde benzer projelerin
Türkiye’nin çeşitli yerlerinde de uygulanması için model yaratmayı özel bir
hedef olarak belirlemiştir.
Proje, hobi arkeolojisini ve arkeoloji parkını kalıcı
ve sürekli bir organizasyon haline getirerek “Kültürel Sürekliliği”
hedeflemektedir. Bu çerçevede, başlangıç aşamasındaki başarı, projenin
geleceğini olumlu etkileyebileceği gibi gelecekte planlanan veya planlanacak
olan bu tip çalışmalara da ışık tutacaktır.
Bütün bu hedeflere ilaveten, küçük ölçekli de olsa,
bir “ Pedasa Leleg Arkeolojisi Araştırma Merkezi” oluşumunun temelini atmak
ve bu merkezi kurmak; mimarlık, sosyoloji, antropoloji, botanik, jeoloji
gibi farklı meslek disiplinlerini içerisine alan bir “araştırma
laboratuarı” niteliğinde sanatsal ve mekânsal olanaklar yaratmak,
Türkiye’deki gelir getirici kültür mirasının korunmasına yönelik ulusal ve
uluslararası projelerin yapılmasını cesaretlendirmek, projenin kısa vadeli
diğer hedefleri arasında sayılabilir.
Kazı Gerekçesi
Pedasa, ICOMOS ve UNESCO gibi kuruluşlarca da
tanımlanmış olan bir uygarlığın binlerce yıllık kalıntılarını barındıran
eşsiz bir kültür mirasıdır. 2000 yılından beri aralıksız sürdürdüğümüz yüzey
araştırmaları ve diğer etkinliklerimizin Kazı ile desteklenmesi Leleg
uygarlıkların tanınması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına büyük katkı
sağlayacaktır
Türkiye’de arkeolojik alanlar, bazı önemli merkezler
dışında bilinmemektedir. Ülkemizdeki farklı arkeolojik alanların da
kazanılabilmesi ve bu sürecin hızlanması, geniş parasal kaynaklarla
birlikte, arkeolojik ve sanatsal çalışmaların, toplumsal, kültürel ve
ekonomik kalkınmadaki rolünün de anlaşılmasına bağlıdır. Bu çerçevede
Ülkemizdeki temel darboğaz, arkeolojik alanların yaşama kazandırılmasında,
gereken mali kaynakların yetersiz olması dışında halkın arkeolojik mirasa ve
sanatsal çalışmalara yönelik bilincinin beklenen düzeyde olmamasıdır.
Bu sorunun aşılması ise arkeolojik çalışmaların
yaygınlaştırılması ve kültür bilincinin geliştirilmesi ile mümkün
olabilecektir. Bu darboğazın aşılması ve projelerin profesyonel olarak
yürütülebilmesi ve sonuçlandırılabilmesi için maddi kaynağa gereksinim
duyulmaktadır. Mali kaynakların bulunması, özellikle büyük kentlerde var
olan birikimin ülke genelinde yayılması, kültürel mirasa daha geniş
kesimlerin de ilgi göstermesini sağlayabilecektir.
Proje’den doğrudan yararlanacak kesim Konacık ve
çevresinde yaşayan yöre halkı ve SİT alanında mülkü olan arazi
sahipleridir. Proje’nin toplumsal, kültürel ve sanatsal getirilerinden
dolaylı yararlar sağlayacak kesimler ise çok daha geniştir. Proje’nin
kültürel ve sanatsal olarak hedef kitlesi sadece Türkiye ile sınırlı olmayıp
tüm Avrupa’yı kapsamaktadır. Proje’nin hedef gruplarını bölgesel, ulusal
ve uluslararası olarak tanımlayabiliriz.
Kazı alanı olarak seçilen Pedasa’nın ülkemizde imar
rantının en yüksek olduğu Bodrum Yarımadasında yer alması kazı
çalışmalarının önceliği açısından büyük bir önem taşımaktadır. Ayrıca, daha
projenin başlangıç aşamasında, Bodrum Sanayi ve Ticaret Odası, Bodrum
Mimarlar Odası, Konacık Belediyesi gibi özel sektör kuruluşların katıldığı
“proje tartışma toplantılarına” çok büyük bir ilgi oluşmuştur. Katılımcılar
kurumsal katkıların geliştirilmesi için çaba göstererek, bireysel katkıları
için bir haberleşme grubu oluşturmuşlardır. Projenin henüz uygulamaya
başlamadan oluşturduğu büyük ilgi, üstte belirtilen hedeflerin Türkiye’de
yaygınlaştırılması için projenin etkin bir model olabileceğini
düşündürmektedir.
Pedasa İçin Bugüne Kadar Ne Yaptık
Pedasa sadece arkeolojisini araştırdığımız bir ören
yeri değil, “kültürel ve doğal kaynak yönetim modeli” olarak belirlediğimiz
ve bu yönde çalışmalar yürüttüğümüz önemli bir proje alanıdır. Buna yönelik
olarak:
- 2002–2005 tarihleri arasında Pedasa kenti ve
territoriumunda arkeolojik yüzey araştırmaları gerçekleştirilerek
kültürel dokümantasyon çalışmaları büyük ölçüde tamamlanmıştır (yayınlar
için bkz. kaynakça).
- Pedasa’da ön gördüğümüz çalışmalara veri
tabanı oluşturması amacıyla sit alanında yaşanan sorunların saptanması
için bir anket çalışması yapılmış, ilgili araştırma sonuçları
yayınlanmıştır (bkz. kaynakça).
- Muğla Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim
elamanları tarafından Konacık yerleşmesinde kapsamlı bir sosyolojik yapı
araştırması yapılmıştır (baskıda).
- Sivriçam Tepesinde Protogeometrik Dönemine ait
çok önemli bir Tümülüs mezarda, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi ile
işbirliği içinde bir “Kurtarma Kazısı” yapılmış ve çalışma sonuçları
yayınlanmıştır.
- 2006 yılı yüzey araştırmasında Pedasa Kalesi
ve territoriumunun Topoğrafik 1/1000’lik haritalarını elde ettik.
- Pedasa ve Leleg uygarlığının tanıtımı için
KONKAD ve Konacık Belediyesi ile işbirliği içinde düzenlenen Pedasa
şenliklerinde etkin bir rol üstlenilmiş, farklı zamanlarda konferanslar
verilmiş, basın toplantısı yapılmış, radyo ve TV programlarında tanıtıcı
bilgiler verilmiştir.
Bundan Sonra Ne Yapmayı Planlıyoruz
- Altı yıldır yüzey araştırmaları ile
incelediğimiz Pedasa’da Leleglerin kimliği, dönemi, dinsel ve yaşama
gelenekleri konusunda bugüne dek karanlıkta kalan sorunlara açıklık
getirme amacı ile belirlediğimiz öncelikli alanlarda kazı çalışmalarını
başlatmak.
- Hobi arkeolojisi ve arkeoloji parkı projesini
yaşama geçirme amacı ile Muğla Üniversitesi Biyoloji Bölümü işbirliği
ile yürütülen Doğal Envanter çalışmalarını devam ettirmek. Çalışma,
Bodrum Yarımadasının en iyi korunan doğal alanlarından biri olan
bölgede, bitki florası vejetasyonunun envanterinin çıkarılması. Red Data
Book içinde yer alan risk altındaki endemik türler için data bank
oluşturulması, doğal bitki ve yayvan türlerinin yaşama alanlarının
belirlenmesi, herboryum oluşturma, etnobotanik ön araştırmalar ve bitki
kataloğunun hazırlanması işleminden oluşuyor.
- Proje alanında yerleşik her türlü taşınır
özellikteki kültür varlığı (sütün, mimari parça, antik endüstriyel
döşem, çanak çömlek v.d.) ile taşınmaz (sur, mezar, tapınak, tarım
terası v.b. mimari kalıntı) G.P.S. ölçüm sistemleriyle saptanıp bunların
haritalar üzerine işlenmesi işleminden oluşan Kültür Envanteri
çalışmalarını devam ettirmek.
- Yüzey araştırmasının sürdürülmesi, araştırma
verilerinin ve sonuçlarının değerlendirilmesi ve bu verilerin
sonuçlarına göre park modellerinin saptanması, bu alanlarda yapılan
araştırmaların sürdürülmesi.
- Gökçeler Kalesinde ve territoriumda yok olma
riski altındaki kalıntıları belirlemek, bunların restorasyon ve
konservasyon projelerini hazırlamak ve uygulama programı elde etmek.
- Ziyaretçi grupları için uygun konaklama
modelleri araştırmak ve uygulamak.
- Proje alanına gelen ziyaretçilerin görüşleri
alınarak katılımcılığın sağlanması ile arkeolog denetiminde, kültür
varlıkları, Lelegler, ölçme bilgisi, kazı ve araştırma teknikleri
konusunda ziyaretçileri eğitmek ve onların proje alanında araştırma
uygulamalarına katılabilecekleri uygun modelleri araştırmak ve bunları
uygulamak.
- Turizm sektörü çeşitli hizmet dallarının proje
uygulamalarından yararlanmalarını sağlamaktır.
Kazı Çalışması ve Projeden Beklenen Sonuçlar
- Yöreye özgü ve iyi tanınmayan Leleg Uygarlığı
ve onlara ait eşsiz kalıntıları barındıran Pedasa’da interdisipliner
uzman guruplarının katılımı ile proje alanında, araştırma ve kazıların
bilimsel sonuçları ile Pedasa ve Leleg uygarlığının ülkemiz ve dünyaya
tanıtımı ve koruma önlemlerinin alınması.
- Öncelikli yapı ve kalıntıların restorasyonunun
finanse edilmesine yönelik başta arkeolog ve diğer uzman guruplar
yönetiminde ziyaretçilerin günlük ve haftalık periyotlarla eğitilerek,
sergileme ve arkeolojik çalışmalara dolaylı ya da doğrudan katılımları
sağlamak ve bu yolla elde edilecek gelir ile Pedasa araştırma ve
restorasyonlarını ve korunmalarını ve yöre halkının bundan gelir elde
edebileceği işletme modelini gerçekleştirmek. Ziyaretçi gruplarından
elde edilen gelirlerle kültürel mirasın onarım ve korunmasına,
arkeolojik araştırmaların devamını sağlayacak fonlar oluşturmak ve
sürdürülebilir bunu sürekli kılacak bir yönetim planı hazırlamak.
- Kazı çalışmalarının en önemli etkisi Leleg
uygarlığının tanınmasına katkı sağlamasıdır. Elde edilen bilgiler
ışığında Karia Bölgesi’nin dip tarihi ile ilgili olarak, Leleg
yerleşimleri araştırmasının büyük önem taşıdığı anlaşılmaktadır.
Homeros’tan başlayarak bilinen Leleg yerleşimlerinin neredeyse en ünlüsü
olan Pedasa Kenti bu araştırma projenin en önemli aşamalarından biri
olarak görülmüştür. Pedasa antik kenti, konumu nedeniyle erken
dönemlerden itibaren kesintisiz bir yerleşim görmüştür. Kentin en üst
noktasında yer alan iç kale yerleşim çekirdeğini oluşturmakta ve izleyen
dönemler boyunca kentin gelişimi adım adım izlenebilmektedir.
- Karia Bölgesi yerleşmelerinin kentleşme
döneminin en iyi izlenebildiği merkez olarak öne çıkan Pedasa’nın bir
diğer önemli özelliği de geleneksel Leleg mimarisinin tüm öğelerini
içinde barındırmasıdır. Bu nedenle Karia Bölgesi’nin hem dip tarihine
hem de ilerleyen dönemlerine ve kentleşme sürecine ilişkin sorulara en
doğru cevapların bulunabileceği merkez olarak öne çıkmaktadır.
- Anadolu’nun antik yerleşimler bakımından en
yoğun bölgelerinden birini oluşturan Karia Bölgesi, 200 yıldır
araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Doğu ile batı kültürlerinin iç içe
girdiği bir bölge olarak düşünüldüğünde bu bölge yerleşimlerinin büyük
önem içerdiği anlaşılmaktadır. Leleg ve Kar gibi iki toplumu bünyesinde
barındırmış ve denizciliğiyle ünlü bu iki kavmin hem birbirleriyle
kaynaşmasına hem de Mausollos dönemi ile birlikte Hellenleşmesine sahne
olmuş, Karia Bölgesi’nin daha kapsamlı çalışmalara gebe olduğu açıktır.
Bu bağlamda Pedasa antik kenti ve çevresinde sürdürülecek uzun süreli,
kapsamlı kazılar büyük önem taşımaktadır.
- Bu çalışmalar sonucunda Kar, Leleg ve Hellen
toplumu arasındaki en erken bağlantılar, Karia Bölgesi toplumlarının,
antik yerleşimler ve bunların bölge ile bağlantıları, Hellenleşme ve
kentleşme süreci, toplumsal örgütlenmeler, bölgedeki ekonomik ve dinsel
yapılanma gibi konularda sorunlara ışık tutacak somut sonuçlar
beklenilmektedir.
LELEGLER VE PEDASA
TARİHSEL GELİŞİM VE ÇALIŞMALA
1800’lü yıllardan itibaren oldukça ilgi
uyandıran bu toplumla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. 19.yy
sonlarından itibaren Newton, Paton, Myres ve Judeich gibi araştırmacılar
tarafından Karia Bölgesinde özellikle Leleg toplumu ve kültürel izlerine ait
yapılan çalışmaları, 20.yy içinde bölgede uzun süreli araştırmalar yapmış
olan Bean, Cook ve Radt gibi bilim adamları devam ettirmişlerdir . W. Radt
tarafından hazırlanmış olan “Siedlungen und Bauten auf der Halbinsel von
Halikarnassos” bu toplum ve onların maddi kalıntıları üzerinde hazırlanmış
en kapsamlı yayın olarak dikkat çeker, ancak uzun süreli yüzey
araştırmalarını temel almış olan bu çalışma sonunda bile, antik
yerleşimlerde kazı yapılarak cevaplanamamış sorulara cevap aranması
gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Hellenlerce Leleges (Leleg’ler, Lelex’ler ya da Leleg’in halkı, Lelex’in
halkı) olarak çağrılan insanlar, Karia’ da, Kar olarak anılan toplumun yanı
sıra yerleşik bir halk olarak karşımıza çıkmaktadır. Leleg ismini açıklamak
için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan en dikkat çekici olanı Luwice
lulahi (barbar) ile bağdaştırılmasıdır . Antik kaynaklarda Leleg halkının
varlığı Strabon dönemine değin izlenebilmesine rağmen Karia’da ya da başka
bir yerde Karca olarak anılan dilin haricinde Leleg dilinde yazılmış
herhangi bir yazıt bulunmamıştır. Bu durum Leleglerin de Karia diliyle
konuştukları ve Karia yazısı kullandıkları şeklinde yorumlanmaktadır.
Bununla birlikte ele geçmiş olan az sayıdaki Karca yazıtın henüz tam olarak
okunmamış olması ilerde bu yazıtlarda Lelegler ile ilgili bilgilerin ortaya
çıkarılması olasılığını da saklı tutmaktadır.
Homeros’un aktardığına göre Troia savaşı esnasında Karialılarla birlikte
Troia yandaşı olan Leleg kavmi, kralları Altes önderliğinde Troia’nın
güneyinde Satnioeis nehri kıyısındaki Pedasos şehrinde yaşıyorlardı. Troia
savaşı sonrasında güneye inmişler ve geçtikleri yerlerde birçok iz bırakarak
Karia Bölgesi’ndeki Halikarnassos civarına yerleşmişlerdir. Antik belgelerde
Troia savaşı sırasında ve sonrasında Karlarla birlikte anılan Lelegler,
Karia Bölgesi’nde bugünkü Bodrum Yarımadası’nda sekiz kent kurmuşlardı.
Kurulan şehirlerden birisi de daha önce kuzeyde oturdukları Altes’in şehri
Pedasos’un bir yansıması olarak Pedasa adını taşır.
Karialılar ve Lelegler her zaman birbirleriyle bağlantılıdırlar. Tarih
geleneği onların hem Troas’da hem de Karia’da Karlar ile birlikte yaşamış
olduğunu aktarır .
Leleg ve Kar toplumları hakkında verilen bilgilerde Lelegler ikinci
planda gösterilir. Pausanias, Leleglerden “Karia soyunun bir bölümü” olarak
bahseder. Strabon ise Leleglerin Karia’ ya asker olarak hizmet ettiklerini,
tüm Yunanistan’a dağılarak sonuçta soylarının yok olduğundan bahseder Leleg
kentleri arasında anılan Theangela antik kentinin yerlisi olan Philippos,
Lelegleri, Karialıların köleleri olarak adlandırmakta ve onları Spartalı
Helotlara veya Tessalia’lı Penestlere benzetmektedir. Nitekim Leleglerin
kültürel açıdan da Karların gerisinde kalmış oldukları, Leleg olarak
tanımlanan kalıntıların büyük oranda yaşam ve ölümle ilgili konut ve
mezarlardan oluşmasından da anlaşılmaktadır .
Plinius’tan öğrendiğimize göre çeşitli söyleniş biçimleri olan Termera,
Side, Madnasa, Pedasa, Uranium ve Telmessos diğer Leleg kentleridir. Genelde
uzak ve ulaşılması güç alanlarda kurulmuş ve M.Ö.4.yüzyılda Maussollos
tarafından halkı boşalttırılmış olan bu kentlerin kalıntıları modern
yerleşmelere uzak olması sayesinde korunabilmiştir. Maussollos,
Halikarnassos’u neredeyse tamamen yeni olarak Hellen tarzında ve içine zorla
yerleştirdiği Leleg ahalisi ile kurmuştur
Leleg halkının izlerine antik kaynaklar aracılığıyla Hellas anakarasında
da rastlanılmaktadır. Strabon’un (8.VI.15) belirttiğine göre Yunanistan’da
Argos ilinin kıyısındaki Epidauros ve Troizen kentleri Leleg yavru
kentleriydi. Ayrıca İlyada’da geçen Troas Bölgesindeki Pedasos kentinin
adaşı olan bir kentin de Peloponnesos’da Messenia Bölgesinin güneyinde
konumlandığı aktarılmaktadır. Yine Naksos Adası’nın da eski halkının
Lelegler olduğu söylenmektedir.
Tüm bu veriler incelendiğinde özetle Leleglerin Hellen çağı öncesine ait
izler taşımış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak gözden uzak tutulmamalıdır ki
Leleg halkı ile ilgili bir yazıt veya kıyaslama yapılabilecek diğer
arkeolojik veriler bulunmadığı sürece bu halk hakkında somut bilgilere
ulaşmamız olanaksızdır. Burada bir diğer olumsuzluk da Leleg yerleşimleri
olarak bilinen kentlerde herhangi arkeolojik bir kazının bugüne değin
yapılmamış olmasıdır. Daha çok antik kaynaklarda verilen bilgiler ve yüzey
araştırmaları sonuçlarına dayandırılan verilerin kazı çalışmalarıyla
desteklenmesi zorunluluktur. Bu nedenle Anadolu arkeolojisinde çözüm
bekleyen diğer sorunlarla birlikte Leleglerle ilgili sorunların da
aydınlatılması büyük önem taşımaktadır.
PEDASA
Sekiz Leleg kenti içerisinde ulaşılması
en kolay olan yerleşim Pedasa antik kentidir. Karialıların Persleri
yenilgiye uğratmış oldukları Pedasa kentinin yeri için daha önceden, Judeich
tarafından Etrim önerilmiştir. Ancak daha sonra Karacahisar olduğu öne
sürülmekle birlikte Paton ve Myres tarafından yapılan çalışmalardan
itibaren, Atina Vergi Listelerinin de yardımıyla Bean, Cook ve Radt kentin
Bodrum’un yanı başındaki Gökçeler’ de yer almakta olduğunu tespit
etmişlerdir. Ayrıca 2. km ötede yer alan Bitez Köyü’ nün isminin de Pedasa’
nın yansıması olarak günümüze ulaşmış olduğu düşünülmektedir .
Pedasa’nın M.Ö. 6.-5. yy.lar içerisinde oldukça söz edilen bir kent
olduğu görülmektedir. Herodotos’un aktardığına göre Persler M.Ö. 546 yılında
Sardeis’i ele geçirdikten sonra Harpagos yönetimindeki bir orduyu Karia
üzerine göndermişler ve sadece Pedasa kentinde direnç ile karşılaşmıştır.
M.Ö. 499 yılından sonra İonia ihtilaline katılan Karialıları cezalandırmak
için Daurises komutasında sefere çıkan Pers ordusu Labraunda’ da Karialıları
bozguna uğratmış olmalarına karşın, Pedasa yolunda pusuya düşürülmüşlerdir.
M.Ö.494 yılında Miletos’u ele geçirdikten sonra zorluk çıkaran Pedasalıların
bir bölümünü yeni kurulan bir kente yerleştirmişler ve bu kent de Pedasa
adını almıştır. Kentte, Maussollos zamanından sonrada da yerleşime devam
edilmiş olduğunu gösterebilecek verileri göremiyoruz.
Pedasa kentinde yer alan Athena tapınağı ile ilgili ilginç bir öykü
anlatılmaktadır. Yine Herodotos tarafından aktarıldığına göre Pedasalıların
başına kötü bir şey gelecek olursa Athena rahibesinin sakalı uzamaktadır ve
bu olay kentin tarihinde üç kez gerçekleşmiştir. Athena tapınağının ele
geçen bir yazıt yardımıyla, Gökçeler kalesinin batı ucundan Bitez’e uzanan
vadide yer almakta olduğu önerilmişti . Biz bugün artık bu tapınağın yeri
konusunda daha çok şey biliyoruz. Kente girişte akropolisin batı alt
yamacında yerleşik dikdörtgen planlı, bosajlı düzgün kesme taşlardan
oluşturulmuş yapı kalıntısı büyük olasılıkla bir tapınağa aittir. Kalıtının
batı duvarı önünde yatık duran monolit sütün yapının önde sütunlar ile
donatıldığını göstermektedir. Pedasa’nın belki de tek ve en önemli bu
Tapınağının yakınında 2002 yılında saptadığımız bir kaçak kazı çukuru bu
alanın bir tapınak bothrosu (çöplük) olduğunu göstermiştir. Kazı çukurunun
çevresine atılmış kırık terrakotta parçalarının birleştirilmesi sonucu
gördüğümüz ve olasılıkla Athena’ya ait baş M.Ö Geç Arkaik –Erken Klasik Çağ
tarihi ile Tapınağın tarihi için de bize ışık tutmaktadır. Bu Pedasa’nın
aşağı kentindeki önemli yapısının tasarı ancak kazı çalışmalarından sonra
anlaşılabilecektir.
Gökçeler’de iyi korunaklı yüksek bir tepede ise akropol yer alır. Tepeyi
kuşatan bir iç sur ve eğimin az olduğu güney yöne doğru ilerleyen kulelerle
sağlamlaştırılmış bir diş surdan oluşur. Yerleşim bir Leleg kasabasının tüm
özelliklerini yansıtmaktadır. Yaklaşık 200 m. uzunluğundaki ana sur düzensiz
bir taş işçiliği ile ve aralara oldukça küçük taşlar eklenerek örülmüştür.
Duvar kalınlığı 1.75–1.50 m arasında değişmektedir. Ana surun özellikle
güney ve kuzey bölümünde sur duvarı ile dik birleşen yan duvarlara sahip yan
yana sıralanan çok sayıda ve yan yana sıralanan oda grupları yer almaktadır.
Boyutları 4 x 5m. ya da daha küçük olan bu odalar ortak duvarlara
sahiptirler ve öne bir kapı ile açılırlar. Mekânların önünde ise dar ve uzun
sokakların oluştuğu görülmüştür. Bu tür bir yerleşim tasarının Leleg’lere
özgü olduğunu söyleyebiliriz.
Pedasa akropolisinin merkezine yakın alanda doğal kaya kütlesi üzerinde
ise Kalenin en önemli yapısı yerleşiktir. 7x13 m. boyundaki in antis tasarlı
olan bu yapı bir tapınak ya da büyük olasılıkla bir yönetici binası
olmalıdır. Kalenin ana girişi batı yanda yer alan bugün büyük ölçüde tahrip
edilmiş olan 2.50 m. genişliğindeki bir geçitle sağlanmaktadır. Güney yanda
da, üzeri düz bir blokla kapatılmış daha küçük bir giriş vardır. Tepenin
aynı zamanda en yüksek noktası da olan İç surun güney-doğu ucuna bugün büyük
ölçüde tahrip edilmiş olan büyük bir gözetleme kulesi kondurulmuştur.
Kalenin doğu ve güney bölümünde kuru moloz taştan örülme, kalın duvarlardan
oluşan büyük bir dış sur bulunmaktadır. Yüzeylerinde çok daha düzenli bir
taş işçiliği gösteren ve işlenmiş uzun bloklar ile inşa edilmiş dış sur
kulelerle desteklenmiştir. Pedasa akropolisinde yaptığımız yüzey
araştırmalarında bulduğumuz çanak çömlek parçaları bize kalenin M.Ö.6.
yüzyıl ve daha eski tarihli olduğunu göstermiştir.
Pedasa’nın tüm Leleg yerleşmeleri içinde en önemli yanı çok geniş bir
territorium’a sahip olmasıdır. Kuzey-güney yönünde Konacık sırtlarından
başlayıp Torba limanına dek uzayan geniş bir alan eski çağdaki kentin
yayılma alanıydı. Bu geniş alanda Yuvarlak Yerleşme yerleri, çiftlik
binaları, tarım terasları ve özellikle de farklı türlerdeki mezarlar en
geniş alanı kapsarlar. Bunlardan kentin güney ve güney doğusundaki sırtlarda
Leleg kentlerinin geleneksel mezar tipi olarak kabul edilen oda-tümülüsler
sayısal çokluklarının ötesinde boyut ve mimarilerinin görkemli yapılarıyla
da en önemlileri olarak ilgi çekerler. Çapları yer yer 20 m. kadar ulaşan
yuvarlak planlı bu mezarlar dışta yuvarlak bir çevirme ve bunun sınırladığı
alanda genellikle boyutları 4 x 4 m. veya daha küçük üzeri yalancı tonozla
kapatılan mezar odasından oluşur. Mezar odasına diş duvardan bağlanan dar
bir geçit ile (dromos) ile ulaşılır. Çoğu yağmalanmış mezarların içi bugün
boştur. Ancak araştırmalarımız bu mezarlardaki gömü olayının doğrudan pişmiş
toprak lahitlere yapıldığını göstermiştir. Mezar buluntularının bizim için
en ilginç yanı ithal ve lokal üretim malzemenin bir arada bulunmuş
olmasıdır. Son yıllarda yaptığımız araştırmalarda Sivriçam tepesinin doğu ve
güneyindeki eski ormanlık alanlarda da benzer çok sayıda tümülüs mezar
saptanmıştır. Mezarlarda ele geçen malzeme bunların M.Ö. 700 veya daha
önceki bir dönemden itibaren kullanımda olduklarını göstermektedir. Sivriçam
Tepesinde Bodrum Müzesi ile ortak yürüttüğümüz bir kurtarma kazısında
temizlik sonucu ele geçen malzeme bizi şaşırtıcı derecede erkene; M.Ö geç 2.
bin yıla kadar götürmüştür. Aile mezarı özelliğindeki bu mezarlar en az
birkaç kuşak kesintisiz kullanılmıştır.
Pedasa’nın farklı tiplerdeki zengin mezarlarla dolu en ilginç bir
nekropol alanı ise 2002 yılındaki orman yangınıyla açığa çıkmıştır. Güney
nekropolu adı verdiğimiz bu alan Konacık yerleşmesinin hemen kuzeyinde
başlar. Ve doğuda Sivriçam Tepesi yamaçlarına dek devam eder. Uzunlukları
zaman zaman 20 m.yi bulan ve içlerine taş örgü sandık mezarların inşa
edildiği platformlar altta anakaya üzerine oturtulmuştur. Arada yer yer
yuvarlak tümülüslerin de görüldüğü bu alanlarda normal gömünün yanı sıra
yakma gömüler de tarafımızdan saptanmıştır.
Kentin kuzeydoğusundaki vadide ise compound tümülüsler ve geniş yuvarlak
çevirmeler tespit edilmiştir . Bunlar Pedasa’nın değil tüm Leleg
yerleşmelerinin en görkemli kalıntıları olarak gösterilebilir.
Prof. Dr. Adnan Diler


